Yearly Archives: 2015

e- Tebligat sistemi ve uygulamaya ilişkin kapsam ve geçiş sürecine ilişkin açıklamalar 456 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ile belirtilmiştir. Buna göre; kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefi olanlar e-tebligat sistemine ilişkin uygulama kapsamına girmiş bulunmaktadır. Kazançlarını “basit usül”e göre belirlenen ticaret erbabı ile yine gerçek usule göre kazancı tespit edilmeyen çiftçiler ise e-tebligat kapsamı dışında bırakılmışlardır. Bununla birlikte, kapsamda olmasalar dahi kendilerini e-tebligat yapılmasını isteyen mükellefler de başvurmaları halinde sisteme dahil olabilecektir. Tebligat elektronik ortamda gönderinin teslimini izleyen 5’inci gün sonu itibarıyla yapılmış sayılacaktır.

e- Tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar, örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi’ni1 (Şirketler ve Diğer Tüzel Kişiler İçin) kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. Bu mükellefler, söz konusu bildirimi kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla bizzat teslim edeceklerdir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus ise düzenlenecek vekaletnamede muhakkak surette “e-tebligat işlemlerini yapmaya” ifadesinin yer alması gerektiği hususudur.

Yine e-Tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar, örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi’ni (Gerçek Kişiler İçin) internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.

e- Tebligat uygulaması 01.01 2016 tarihinden itibaren başlayacak olup, sisteme daha önce başvuru yapanlar 01.10 2015 tarihinden itibaren e-tebligat yapılabilecektir.

2014 Yılı İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Kaynaklanan KDV İade Talebinin En Geç Kasım 2015 KDV Beyannamesi ile Talep Edilmesi Gerekmektedir.

İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmı, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebilmektedir.

İade talebi en erken izleyen yılın Ocak dönemine ait olup Şubat ayı içinde, en geç Kasım dönemine ait olup Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilmektedir.

Buna göre, 2014 yılı indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan KDV iade talebinin 2015 yılı Kasım ayına ait KDV beyannamesinin verileceği en son tarih olan 24 Aralık 2015 tarihine kadar talep edilmesi gerektiğini ve bu tarihe kadar iade talebinde bulunmayan mükelleflerin bu haklarını kaybedeceklerini hatırlatmak isteriz.

kelime bulutları_ hangisini seçerseniz o (3)Merhaba derken, işletmelerimiz için stratejik bir konu:  “İşletme Sermayesi Yönetimi”

Merhaba… Yayın hayatına yeni başlayan “Fuar Dünyası”  dergimizin bu köşesinde her ay sizlerle beraber olmaya çalışacağım. Genel olarak işletme yönetimi, finans, strateji gibi konularda çok fazla teorik bilgiye girmeden, terminolojiyi fazla zorlamadan sizlere, ticari hayatınızda karşılaşabileceğiniz sorunları çözmeniz için ilham kaynağı olmaya, küçük ipuçları vermeye, doğru ve faydalı bilgiyi aktarmaya çalışacağım. Bu konuların detayları ve benzer konuları bloğumdan da okuyabilir, sorular sorabilirsiniz. Ama bu köşemiz daha başka bir şey, sonuçta basılı medya; çok önem verdiğim bir platform…
Evet, başlıktan da anlaşılacağı gibi bu ay işletme sermayesi yönetiminden bahsetmek istiyorum. Etkin işletme sermayesi yönetimi, işletmelerin karlılık ve sürdürülebilirlik stratejilerine etkilerini ve bu konunun günümüz ekonomik koşullarında uygulanabilirliği üzerinde duracağım.

Biraz teori ile başlayalım; nedir bu “İşletme Sermayesi”
İşletme sermayesi, bir ticari işletmenin faaliyetine başlayabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için kullanılan, kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklar ve bu amaçla yapılan harcamalardır.
İşletmeler, üretim yapabilmek için hammadde ve malzemelere, sürekli bir satış için stoklara, cari giderleri karşılayabilmek için nakde ve müşterileri finanse etmek için alacaklara kaynak ayırmak zorundadırlar. İşte tüm bunlar işletme sermayesini oluşturmaktadır. İşletme sermayesi bileşenleri bilanço aktifindeki dönen varlıklardır. Dönen varlıklar toplamına brüt işletme sermayesi denir. Dönen varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynaklar çıkarıldığında net işletme sermayesi bulunur.

Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ bir çalışmasında işletme sermayesinin kısaca; “İşletmenin bir faaliyet (hesap)  dönemi içerisinde en az bir kere nakde çevrilebilir dönen varlıklardır.” diye tanımlamış. 
 

Şekil 1:    Net İşletme Sermayesinin Oluşumu

Şekil 1: Net İşletme Sermayesinin Oluşumu

Konuyu bilanço denkliği ilkesi üzerinden bir yere bağlayacak olursak bilançomuzdaki;
Hazır Değerler (kasa, bankalar, alınan çekler), Menkul Kıymetler, Alacaklar (ticari ve diğer), Stoklar (hammadde, malzeme, ticari mallar, mamuller) ve Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları kalemlerinin tümü “Brüt İşletme Sermayesi Tutarına”, bu tutardan kısa vadeli yabancı kaynakların (Kısa vadeli banka kredileri, ticari borçlar, alınan avanslar, ödenecek vergi ve sosyal güvenlik primleri) çıkarılmasından sonra  “Net İşletme Sermayesi” tutarına ulaşılır.

İşletme Sermayesi;
• Çalışma Sermayesi
• Dönen Sermaye
• Dönen Varlıklar
• Dönen Değerler
• Cari Aktifler şeklinde de değişik kaynaklarda adlandırılmaktadır.

Niye Bu Kadar Önemli?
İşletmenin tam kapasite ile çalışabilmesi, üretimini sürekli olarak yerine getirebilmesi, iş hacmini genişletebilmesi, yükümlülüklerini yerine getirememe riskini azaltabilmesi, kredi değerliliğini artırabilmesi, olağanüstü (kriz vb...) durumlarda mali yönden zorlanmaması, faaliyetlerini karlı ve verimli bir biçimde yerine getirebilmesi için son derece önemlidir. Eksik veya aşırı işletme sermayesi işletmenin karlılığı ve verimliliği üzerinde olumsuz etkiler yapar. Aşırı işletme sermayesi yabancı kaynaklar ile finanse ediliyorsa ek finansman maliyeti, öz kaynaklar ile finanse ediliyorsa alternatif faaliyetlerden elde edilecek gelir kaybına uğranılmasına neden olur.
 

Şekil 2:   İşletme Sermayesi Döngüsü

Şekil 2: İşletme Sermayesi Döngüsü

Sonuç ve İpuçları:
Şu ipuçları ile yazımı bitirmek istiyorum; Borçlarımızı zamanında ödeyemiyorsak, stoklar ve mamuller yetersiz ise, müşterilerimizin taleplerini zamanında ve yeterince karşılayamıyorsak, müşterilere uygun ödeme koşulları ile ürünlerimizi sunamıyorsak, değişime ve teknolojiye ayak uyduramıyorsak; İşletmemiz İşletme Sermayesi Eksikliği hastalığına yakalanmış demektir.

Hastalığın sebeplerini sıralayacak olursak;
İşletmemiz zarar ediyordur. Olağandışı olaylar nedeniyle giderlerin artmıştır. Duran varlık alımı yapılmıştır. Stokların düşük fiyatla satılmıştır. Girdi fiyatlarında önemli artışlar olmuştur. İş hacminin artması önemli bir sebeptir. Alacaklar tahsil edilemiyor veya vadelerinin uzamıştır. Uzun vadeli borçların ödeme vadeleri gelmiş ve ödeme yapılmış olabilir.
 
Tedavisi var mı? Tabi ki var. İşletme sermayesi yönetimi aslında işletmedeki cari varlıkların yönetimidir ve bazı konulara odaklanılarak başarı sağlanabilmektedir. İşletme sermayesi yönetiminin başarılı yapılabilmesi için nakit yönetimi, alacak-borç yönetimi, stok-satış döngüsü yönetiminin başarılı yapılması gerekmektedir. İşletmelerde en fazla ortaya çıkan sorunlardan biri olan işletme sermayesi eksikliğinin olumsuz etkileri, etkin bir işletme sermayesi yönetimi ile en aza indirilebilir. Bunun için stok alımları, satışı, alacağın tahsilatı ve borcun ödenmesi süreçlerinin çok iyi incelenip finansman yapısının buna göre kurulması gerekmektedir.

Önümüzdeki ay başka bir konuda görüşmek üzere, sizlere bol ve bereketli kazançlar diliyorum.
Konu hakkında sorularınızı ve merak ettiklerinizi, yorum ve görüşlerinizi  bfidan@bfidan.com mail adresime yazmanızı rica ediyorum.

Hoşça kalın, sevgiyle kalın…

 

 

Kaynakça:
• Daha Etkin İşletme Sermayesi Yönetimi Seminer Notları  PwC Aralık 2011
• İşletme (Çalışma) Sermayesi Yönetimi Ders Notu Prof. Dr. Ramazan AKTAŞ, TOBB 2015
• Kenan Berkdemir, İşletme Sermayesi Ders Notları
• Alacakların Yönetimi, BTSO Yayınları Kasım 2007

 

Not: Bu yazı Fuar Dünyası Dergisinin 1. sayısında yayınlanmıştır.

Bilindiği üzere 08/11/2015 tarih ve 29526 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile sigorta primine esas kazancın hesaplanmasına ilişkin bazı değişikliklere gidilmiştir.

İşveren Uygulama Tebliğinin değişmeden önceki halinde aylık yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnaları hesaplanırken verilen örneklerde direkt hesaplama yöntemi uygulanmaktaydı.

Örneğin, aylık yemek yardımı istisnası hesaplanırken direkt olarak;

              Aylık İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6 x Yemek Parası Verilen Gün Sayısı formülü kullanılmaktaydı.

Ancak yeni düzenlemede endirekt yöntem benimsenmiş olup önce günlük istisna tutarı sonra da aylık istisna tutarı bulunması kuralı getirilmiştir. Buna göre yemek yardımına ilişkin yeni formül şu şekilde olmuştur;

            Günlük İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6

            Aylık İstisna Tutarı = Yemek Parası Verilen Gün Sayısı x Günlük İstisna tutarı

 Çocuk yardımına ilişkin yeni formül ise şu şekilde olmuştur;

             Aylık İstisna Tutarı (Tek Çocuk için) = Brüt Aylık Asgari Ücret x %2

            İstisna Tutarı = Aylık İstisna Tutarı(Tek Çocuk için) x Çocuk Sayısı(İki Çocuğa Kadar)

Yeni hesaplamada yemek yardımına ilişkin günlük istisna tutarı hesaplanırken üç haneli kuruş iki haneye düşürülmekte ve dolayısıyla istisna tutarı daha az çıkmaktadır. Örnek verilecek olursa;

Eski hesaplamada yemek yardımında ayda 20 günlük çalışma için 2015 yılında aylık istisna tutarı 50,94 TL çıkarken, yeni hesaplamada 50,80 TL çıkmakta ve arada 14 kuruşluk bir fark oluşmaktadır. Dolayısıyla istisna tutarlarının hesaplanmasında eski yöntemin kullanılmasına devam edilmesi halinde oluşacak kuruş farkı nedeniyle idari para cezası uygulanması söz konusu olacaktır. Eğer hatalı hesaplama Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tespit edilirse belge başına iki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacaktır. 

İşveren Uygulama Tebliğinde yapılan bu değişiklikler Resmi Gazetede yayını tarihinde yürürlüğe girmiş olup 2015 Kasım ayından itibaren verilecek aylık prim ve hizmet belgelerinde meslek mensuplarımızın gerekli düzenlemeleri yapmaları önem arz etmektedir.